Şehir

kimin adı var bu şehirde?
kimin sesi, kimin yalnızlığı?
bu bir kaçış mı,
yoksa şehirle arama koyduğum mesafe mi?

bu yürüyüş benim iyileşme haritam.
ağacın kabuğu; yaralarım.
sadece yere bakan adımlar; utançlarım.

şehirdeki betonlar düzen,
kökler doğanın inadı.
ben susturamadığı şeyim.
ben,
köklerimi bırakmadan yürümeyi bilenlerdenim.

korkularım var.
içimdekiyle baş edememekten korkuyorum.
kaçamıyorum,
saklanacağım bir yer yok.
enkazlarımın ortasında sessizce kendimi topluyorum.

zihnim, bir kış zihni gibi;
dallanıp budaklanan, yönü belli olmayan
ama
hâlâ ayakta duran.

aslında,
kendi içime açılan bir pencere gibi;
hem bakanım hem görünen.
düşüncelerim üst üste binmiş
hayatlar gibi

ve ben,
hangisinin gerçekten bana ait olduğunu arıyorum.

sahi, ben nereye aitim?