Maraş
Paslanmış harfler, solmuş yönler, unutulmuş çağrılar… Hepsi bir zamanlar hayatın aktığını fısıldar. Görünenin ötesinde, geri dönmeyenin ve hâlâ orada kalan ruhun izi saklıdır.
kimin adı var bu şehirde?kimin sesi, kimin yalnızlığı?bu bir kaçış mı,yoksa şehirle arama koyduğum mesafe mi? bu yürüyüş benim iyileşme haritam.ağacın kabuğu; yaralarım.sadece yere bakan adımlar; utançlarım. şehirdeki betonlar düzen,kökler doğanın inadı.ben susturamadığı şeyim.ben,köklerimi bırakmadan yürümeyi bilenlerdenim. korkularım var.içimdekiyle baş edememekten korkuyorum.kaçamıyorum,saklanacağım bir yer yok.enkazlarımın ortasında sessizce kendimi topluyorum. zihnim, bir kış zihni gibi;dallanıp budaklanan,…
Şehrin kıyısında unutulmuş hikâyeler,sessizliğin içinde yavaşça soluk alır.Her fotoğraf, kaybolmuş bir zamana açılan bir iz;yarım kalmış anların, söylenmemiş sözlerin titreşimi.